Yirmi iki yıldır hemen her kademesinde görev yaptığım, gençliğimi adadığım bir davayı birkaç cümleyle anlatmak kolay değil. Çünkü benim için sendika; bir kurumdan, bir tabeladan ya da bir üyelikten ibaret değildir. Sendika, hayatımızın bir parçası, ömrümüzün en güzel yıllarına şahitlik eden bir yol arkadaşlığıdır. Biz sendikamızla büyüdük, sendikamız da bizimle büyüdü. Yeri geldi evladımız gibi üzerine titredik, yeri geldi kardeşimiz gibi sahiplendik, yeri geldi en zor zamanlarımızda can dostumuz oldu. Her gününe ayrı bir anlam yüklediğimiz, her köşesinde alın terimizin, emeğimizin ve hatıralarımızın bulunduğu yüzlerce yaşanmış hikâyedir sendikacılık. Bizim sendikacılık anlayışımız; sloganlardan, beylik laflardan ya da başkalarının tariflerinden beslenmez. Biz, merhum Mehmet Akif İnan'ın çizdiği yolda yürüyenlerin penceresinden bakarız hayata. Çünkü Akif İnan'ın dediği gibi: "Kim var diye seslenilince, sağına ve soluna bakmadan ben varım diyebilen bir gençlik." İşte sendikacılık bizim için tam da budur. Sendikacılık adalettir. Sendikacılık hak arama mücadelesidir. Sendikacılık, sesi duyulmayanların sesi, kimsesizlerin kimsesi olmaktır. Sendikacılık; torpilin, adam kayırmanın, "hamili yakınımdır" anlayışının karşısında; alın terinin, emeğin ve liyakatin yanında durmaktır. Siyasi baskıların ve güç odaklarının gölgesinde bırakılmak istenen memurun haklı itirazıdır sendikacılık. Memleketinden kilometrelerce uzakta görev yapan, çocuklara umut olmak için mücadele eden öğretmenin sığınağıdır. Haksızlığa uğradığında kapısını çalabileceği güvenli limandır. Baskıcı ve keyfi yöneticiler karşısında hakkını savunan bir avukat, zor zamanlarında omzuna dokunan bir dosttur. Hastalandığında yanında duran refakatçidir. Darda kaldığında elinden tutan kardeştir. Vefat ettiğinde morg kapısında bekleyen, cenazesinde omuz veren, acısını paylaşandır. Bu yüzden bizim için sendikacılık sadece ücret pazarlığı yapmak değildir; insanın onurunu koruma mücadelesidir. Çünkü Akif İnan'ın dediği gibi: "İnsan yeryüzünün emanetçisidir." Biz de bu emaneti korumak, emeğin hakkını savunmak ve adaleti ayakta tutmak için mücadele ediyoruz. Adlarımız Şehmuz olur, Zeyneddin olur, Şerif Olur, Ubeydullah olur, Ömer olur, Ahmet olur, Yılmaz olur, Fatma veya Ayşe olur... İsimlerimiz farklı olsa da davamız birdir. Gayemiz birdir. Yolumuz birdir. Ve biz biliyoruz ki Eğitim-Bir-Sen sadece bir sendika değil; inancın, emeğin, dayanışmanın ve adalet mücadelesinin adıdır.
SENDİKACILIK NEDİR DİYE SORUYORLAR BANA
Tarihin Doğru Tarafında Sendikacılık
YERYÜZÜ KARANLIĞI KALBİNİZLE AĞARIYOR
İNANCIN VE AZMİN GÜÇLÜ MİRASI: ZİRVELERİ AŞAN, GELECEĞE UZANAN KOCA BİR ÇINAR
KARAMAN’DA BİR AVUÇ İDRAKSİZİN KOPARTTIĞI FIRTINA
Algı, Gerçeği Perdelediğinde Çöker
İLKSAN’da Göz Boyayan İyileştirme